Nevşehir Yeraltı Şehirleri

Kapadokya için Türkiye’nin incisi desek yalan olmaz. Güzelliklerle dolu doğası, tarihi eserleriyle beraber gezerken hayranlığınız her adımda daha da artacak. Kapadokya’nın süsü Peri Bacaları ve bu Peri Bacalarına oyulmuş kiliseler sizleri hayrete düşürecek. Tüm bu güzellikleri de balon turu yaparak tepeden izlemek ayrı bir keyif verecektir herkese. Vadileri, açık hava müzeleri ve daha birçok gezilecek yer arasında yeraltı şehirleri de yer alıyor. Bu sefer de Kapadokya’daki Nevşehir yeraltı şehirleri hakkında bir yazı kaleme aldık. Hep beraber Nevşehir yeraltı şehirleri hangileridir bir göz atalım.

Yeraltı Şehirleri Nedir?

Çok eski zamanlarda yaşamış önemli uygarlıkların kendilerini korumak, sığınmak adına yer altında inşa etmiş oldukları şehirlerdir. İçlerinde genel olarak şırahaneler, mutfaklar, odacıklar, oturma alanları, kiliseler, mezarlıklar, depolar ve ahırlar var. Söz konusu yeraltı şehirlerini gezdiğinizi zaman çok eski dönemlerde yaşamış insanların tüm bunları nasıl yaptığını ağzınız açık ve büyük bir şaşkınlığa uğramış şekilde gezip düşüneceksiniz.

Daha önce de söz ettiğimiz gibi bu yeraltı şehirleri düşman koruması için inşa edilmiş olsa da Kapadokya’daki birkaç yeraltı şehirleri sadece sığınak olarak inşa edilmemiş. Aynı zamanda da bazıları yerleşim yeri olarak da kullanılıyormuş.

Kapadokya’da inşa edildiği bilinen 200 küsür yeraltı şehri mevcut. Fakat bu 200 yeraltı şehrinin tamamı daha bulunamamıştır. Bazı yeraltı şehirleri de tıpkı Tatlarin Yeraltı Şehri gibi bulunmuş olsalar dahi tüm katlarına giriş yapıp göremiyoruz. Bazı yeraltı şehirlerinin de sadece sığınak amacıyla inşa edilmediğini biliyoruz. Kısacası Kapadokya’ya gidip de gezinize başladığınız zaman aslında nereye bastığınıza dikkat edin. Belki de ayağınızın bastığı toprağın altında daha keşfedilmemiş ve keşfedilmeyi bekleyen yeraltı şehirleri vardır.

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Kapadokya’da bulunan en büyük yeraltı şehridir. İlk Hristiyanlar tarafından yapılan bu yeraltı şehri, 85 metre derinliktedir.

1963 senesinde tesadüf eseri bulunmuştur, 1967 yılında da turizme kazandırılmıştır. Derinkuyu, ismini içme suyu ihtiyaçlarını yaklaşık 60-70 metrelik derinliğe sahip kuyulardan karşılanmasından dolayı almaktadır.

Çeşitli tuzaklarla korunan şehrin girişi farkedilmeyecek şekilde tasarlanmıştır ve insanlar uzun bir süre buradan çıkmadan da yaşayabilecekleri alanlar vardır.

Tahminlere göre Derinkuyu Yeraltı Şehri 12 ya da 13 kattan oluşuyor. Şehrin içerisinde havalandırma bacaları, erzak depoları, manastır ve kiliseler, şarap imalathaneleri, tuvaletler, toplantı odaları ve su kuyuları bulunuyor. Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kapadokya’da gezilecek yeraltı şehirleri arasında en ünlüsüdür.

https://muze.gov.tr/s3/SectionPicture/SP_e0c01dd9-c4a6-4b5f-98c0-3ed58ee24753.jpg

Kaymaklı Yeraltı Şehri

Toplamda sekiz kattan oluşan Kaymaklı Yeraltı Şehri gezilecek kat sayısı dörttür. Bu dört katı gezmemiz bile Kaymaklı Yeraltı Şehrine hayran kalmamız için yeter de artar bile.

Kaymaklı Yeraltı Şehri birinci katına giriş yaptığımız zaman bizi bir ahır karşılıyor. Ahırın sol tarafında ise bir sürgü taşı var ve bu sürgü taşının hemen ardında bulunan geçit sayesinde Kaymaklı Yeraltı Şehri’nde bulunan kiliseye adım atıyoruz. Söz ettiğimiz ilk kattaki koridorun sağ tarafında da oyulmuş odalar vardır. Bu odalar da günlük yaşam yeri olarak kullanılıyordu.

İkinci kata indiğimizde de bizi bir diğer kilise karşılıyor. İki apisli ve tek nefli olan kilisenin apislerinin önünde bir vaftiz taşı mevcuttur. Aynı zamanda ise oturmak için kullanılan birkaç platform da vardır. İkinci katta ayriyetten mezarlar da mevcut. Kiliseye çok yakın olan bu mezarların aslında dini şahıslara ait olabileceği tahmin ediliyor. Tüm bunların dışında da ikinci katta oturma alanları yer alıyor.

Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin en önemli katı üçüncü kattır. Çünkü buranın mekanları mutfak, erzak deposu ve şırahaneden oluşuyor.

Dördüncü katta ise yine şırahaneler ile karşılaşıyoruz. Fakat işin ilginç yanı ve dördüncü kattaki şırahanelerde dikkat çeken nokta, bu şırahanelerde birçok depo bulunması. Aynı zamanda da bu depolarda küp yevarinin bulunmasıdır. Bu durum da şöyle yorumlanmıştır; bu yeraltı şehrinde yaşayan insanların düzenli bir gelire sahip oldukları anlaşılıyor.

Kaymaklı Yeraltı Şehri katlarının tamamı daha temizlenmemiştir. Bundan dolayı da son dört katı ziyaretçilere açık değildir. Fakat ilk dört katı gezip gördüğümüz zaman çok eski zamanlarda yaşamış insanların ortaya muazzam bir eser çıkardığını görüyoruz. Kaymaklı Yeraltı Şehri sadece ilk dört katı bu kadar hayret verici ve hayranlık uyandırıcı bir halde ise diğer dört katını gördüğümüzde neler hissedebileceğimizi tahmin dahi edemiyoruz.

https://muze.gov.tr/s3/SectionPicture/SP_7343460e-57c3-4a36-a86a-0f7a529eb9d3.jpg

Özkonak Yeraltı Şehri

Net bir tarih olmamakla birlikte buranın milattan önce 400’lü yıllarda inşa edildiği tahmin ediliyor. Özkonak Yeraltı Şehri, yiyeceklerin kolaylıkla muhafaza edilebileceği bir yaşam alanına dönüştürülmüştür. Aynı zamanda da insanların burada barınmasına izin verilmiştir. Arkeologların verdiği bilgiye göre Özkonak Yeraltı Şehri, Hititler döneminin yerel prensliklerinin mekanı olduğu belirtilmiştir. Ondan sonra da Pers ve Helenistik dönem Roma İmparatorluğu’nun toprakları olmuştur. Zeus Mabedi’de buradadır. Roma dönemi sonrası ilk Hristiyanlar, Bizans baskısından ve Arap akınından kaçarak buraya sığınmışlardır. İnsanlar, Aziz Basil’in önderliğinde kayaları oyup kendilerine ait şehir kurmuşlardır.

Mazı Yeraltı Şehri

Helenistik döneme yolculuk yaptığımızda karşımıza Mazı Yeraltı Şehri çıkıyor. Bu mezar ve kiliselerin tarihi 2000 yıl öncesine kadar gidiyor. Frigya, Lidya ve Bizans dönemine kadar bir sürü uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bir rivayete göre yeraltı şehri adı ‘’Mazata’’ kelimesinden türetilmiştir. Anlamı da ‘’Antik Kent’’ demektir.

8 kattan oluşan Mazı Yeraltı Şehrine girmek için 4 farklı giriş kullanılıyor.

Şehrin giriş katında ahırlar vardır. Tahminen 6000 kişinin yaşadığı yerde geçim kaynağı hayvancılıktı.

Depo, mahzen, oturma alanı ve banyo olan yerler de mevcut.

 

Tatlarin Yeraltı Şehri

Adını bulunduğu yer olan Tatlarin Kasabasından alır. Tatlarin kasabasında kale ismi verilen bir tepededir. Bu kasaba ise Nevşehir’in Acıgöl ilçesinden 10 kilometre kadar uzaktadır.

Bu Yeraltı Şehri, tıpkı diğer yeraltı şehirleri gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Birçok hikayenin başlangıç yeridir bu şehir. Bünyesinde Hititler, Frigyalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok imparatorluk ve uygarlığı görmüştür.

Tatlarin kasabasındaki kale isimli tepede yer alan Tatlarin Yeraltı Şehri, 1975 yılında keşfedilmiştir. Yapılan temizliğin ardından da 1991 yılında turist ziyaretine açılmıştır. Kaç katlı olduğu hala net değil fakat şimdilik gezilecek kat sayısı ikidir.

Bu yeraltı şehrine yaklaşık 15 metre uzunluğundaki bir tünelden giriş sağlayabilirsiniz. Çünkü Tatlarin Yeraltı Şehrinin ana girişi yıkılmıştır. Bundan dolayı da yeraltı şehrine farklı bir yerden giriş sağlanıyor. Tünelin girişinde de bir kilit taşı var. Hemen bunun ardından da bizleri kocaman bir salon var. Kilit veya sürgü taşı adı verilen nesne ise gelecek tehlikelere veya düşman saldırısına karşı alınmış çok mühim bir önlemdir.

Sadece içeriden açılan bu kapı, tehlike anlarında veya düşman saldırılarında kapatmak için ayarlı. Tatlarin Yeraltı Şehri girişindeki salonda yer alan nişin iç kısmında üç adet iskelet bulunmuştur. Bundan yola çıkarak bu alanın Roma döneminde zindan veya ölüleri gömdükleri alan amacıyla kullanılmış. Fakat bu niş daha sonraları derinleşmiş ve bir erzak çukuru şekli verilmiştir. Bundan dolayı da buranın yine Bizans döneminde mutfak veya kiler olarak kullanılmış. Bu salonda da diğer tüm yeraltı şehirlerinde de karşımıza çıkan havalandırmalar yer alıyor. Diğer bir tarafta dar bir tünel var ve bu tünel diğer bir odaya açılıyor.

Tatlarin Yeraltı Şehrinin ikinci bölümüne giriş yaptığımız zaman ise bizi bir ahır karşılıyor. Ahır tabanında beş adet ambar var. Ve bu ambarlar sayesinde ahır daha öncelerde aslında bir erzak deposu olarak kullanılmış. Bu ahırın da giriş katına çok yakın olmasının nedeni herhangi bir tehlike anında hayvanların kolaylıkla tahliye edilebilmesi içindir.

https://kvmgm.ktb.gov.tr/Resim/136096,nevsehir01.png?0

Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri

Kapadokya’daki diğer yeraltı şehirlerinden jeolojik olarak daha farklıdır. İki kattan oluştuğu tahmin ediliyor. Yeraltı şehrinin zemininde düzgün bir şekilde oyulmamış dikdörtgen bölümler vardır. Bir de söz konusu mekanları bağlayan dar ve uzun koridorları mevcuttur. Daha tam olarak temizlenmeyen yeraltı şehrinde su kuyusu bulunmuştur ve bu kuyuda hala su mevcuttur.

Özlüce Yeraltı Şehri

Bulunduğu köy olan Özlüce’den ismini almıştır. Diğer yeraltı şehirlerinden farkı ise tek kattan oluşmasıdır. Hala göçük riski oluşturduğu ve daha tam anlamıyla temizlenmediği için turist ziyaretine açılmamıştır.

Giriş alanında oturma yerleri ve gıda depoları bulunur. Hücre tarzında yapılmış odalarının tabanları ise sıkışmış ve çok uzun galerilere bağlıdır.

Nevşehir-Derinkuyu yolu üzerinde yer alan Kaymaklı beldesinin batısında bulunan Özlüce yeraltı şehri, Kapadokya’nın diğer yeraltı şehirleri kadar önemli ve değerlidir.

Kapadokya, Nevşehir yeraltı şehirleri binlerce yıllık geçmişiyle sizleri kendine hayran bırakacak derecede muazzam yapılardır. Muhakkak gezilmesi ve görülmesi gereken bu yeraltı şehirleri Kapadokya’nın en önemli tarihi yerleri arasındadır.

Tüm bunların dışında da söz ettiğimiz Nevşehir yeraltı şehirleri gezisi düzenleyip de kalacak yer konusunda kararsızsanız MDC Hotel sizler için biçilmiş kaftandır. Muazzam hizmet, harika odalar ile size bir hotelden fazlasını sunuyor.

 

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Kapadokya Rehberi